El Héroe de las Eras es el tercer volumen de la saga «Nacidos de la Bruma (Mistborn)». Una obra iniciada con El imperio final y parte imprescindible del Cosmere, el universo destinado a dar forma a la serie más extensa y fascinante jamás escrita en el ámbito de la fantasía épica.
Durante mil años nada ha cambiado: han caído las cenizas, los skaa han sido esclavizados y el Lord Legislador ha dominado el mundo. Kelsier, el «superviviente», el único que ha logrado huir de los Pozos de Hathsin, junto a Vin, una pobre chica skaa, se une a la rebelión. Y por fin lo imposible sucede: por fin la revolución ha triunfado. Pero acabar con el Lord Legislador es la parte sencilla. El verdadero desafío consistirá en sobrevivir a las consecuencias de su caída... sin Kelsier.
Vin y el Rey Elend buscan en los últimos escondites de recursos del Lord …
El Héroe de las Eras es el tercer volumen de la saga «Nacidos de la Bruma (Mistborn)». Una obra iniciada con El imperio final y parte imprescindible del Cosmere, el universo destinado a dar forma a la serie más extensa y fascinante jamás escrita en el ámbito de la fantasía épica.
Durante mil años nada ha cambiado: han caído las cenizas, los skaa han sido esclavizados y el Lord Legislador ha dominado el mundo. Kelsier, el «superviviente», el único que ha logrado huir de los Pozos de Hathsin, junto a Vin, una pobre chica skaa, se une a la rebelión. Y por fin lo imposible sucede: por fin la revolución ha triunfado. Pero acabar con el Lord Legislador es la parte sencilla. El verdadero desafío consistirá en sobrevivir a las consecuencias de su caída... sin Kelsier.
Vin y el Rey Elend buscan en los últimos escondites de recursos del Lord Legislador y, engañado, el Rey libera del Pozo de la Ascensión algo que debería haber quedado oculto para siempre. Un enorme peligro acecha a la humanidad, y la verdadera pregunta es si conseguirán detenerlo a tiempo.
En El héroe de las eras se comprende el porqué de la niebla y las cenizas, las tenebrosas acciones del Lord Legislador y la naturaleza del Pozo de la Ascensión. Esta aventura lleva a la trilogía a un clímax dramático y sorprendente.
Desde 2006, y en solo diez años, Brandon Sanderson se ha consolidado como el gran renovador de la fantasía del siglo XXI y el autor del género más prolífico del mundo. Ha logrado ganarse a ocho millones de lectores, ser publicado en treinta países y convertirse en el heredero de todo un género.
I wonder if I'd have liked this better if I hadn't read it on audio? maybe the narrator made every character more grating than they had to be. anyway it's decent. the best part of book one was the ballroom intrigue and I was really missing that in book two, so I'm glad that in book three sanderson contrived a stupid reason for them to have to go to a ball, that was goofy but fun. cute ending too. I don't know if I'm going to read any more of these
Elbette buraya yazacağım her şey benim fikrim, herhangi bir şeyin ne olduğunu değil ama benim onu nasıl algıladığımı aktarmak amacım. Bunun üstüne bir de yorgun bir zihin eklenince ben senin yerinde olsaydım bu incelemeyi okumazdım.
Yazarın pek de bir yol kat edemediğini görüyorum. En en genel hatlarıyla baktığımızda, kitap son dörtlüğe girerken biraz yardırma ve mevzuları bir an önce toparlayıp kapatma eğiliminde, zira o noktaya gelene dek görece verimsizce bir "neden-sonuç dizgesi" hazırlamaya uğraşıyor.
Karakterlerin hepsi random number generator ile, random table üzerinden üretilmiş gibi hissettiriyor, bir bağlam ya da entegrelik pek yok. Mevzunun bütünü de öyle zira. Ana bir fikri alıp onu "çeşitlendirmek" için bir takım rastgele ve saçma şeyler sağa sola savrulmuş, karakterler bunlar arasında ilerlerken yer yer doğaüstü aptallık, yer yer doğaüstü zeka örnekleri gösteriyor ve her şey nasıl oluyorsa tatlıya bağlanıyor. Diyar pek "inandırıcı" hissettirmiyor. Herkes "iyi adam" lafına takmış durumda, mevzular hep aynı düzlemde dönüp …
Elbette buraya yazacağım her şey benim fikrim, herhangi bir şeyin ne olduğunu değil ama benim onu nasıl algıladığımı aktarmak amacım. Bunun üstüne bir de yorgun bir zihin eklenince ben senin yerinde olsaydım bu incelemeyi okumazdım.
Yazarın pek de bir yol kat edemediğini görüyorum. En en genel hatlarıyla baktığımızda, kitap son dörtlüğe girerken biraz yardırma ve mevzuları bir an önce toparlayıp kapatma eğiliminde, zira o noktaya gelene dek görece verimsizce bir "neden-sonuç dizgesi" hazırlamaya uğraşıyor.
Karakterlerin hepsi random number generator ile, random table üzerinden üretilmiş gibi hissettiriyor, bir bağlam ya da entegrelik pek yok. Mevzunun bütünü de öyle zira. Ana bir fikri alıp onu "çeşitlendirmek" için bir takım rastgele ve saçma şeyler sağa sola savrulmuş, karakterler bunlar arasında ilerlerken yer yer doğaüstü aptallık, yer yer doğaüstü zeka örnekleri gösteriyor ve her şey nasıl oluyorsa tatlıya bağlanıyor. Diyar pek "inandırıcı" hissettirmiyor. Herkes "iyi adam" lafına takmış durumda, mevzular hep aynı düzlemde dönüp dolanıyor, atmosfer, çaresizlik vs. hak getire.
İçerdiğini iddia ettiği felsefi tartışmalar pek bir köken taşımıyor zira felsefi de denemeyecek kadar düz çıkarımlardan ibaretler. Sunduğunu düşündüğü "dengeli evren" pek de o kadar dengeli, itmeli çekmeli değil. Yeterince kasarsam beyaz peynir ve kavunu da "birbirinin zıttı ama birlikte" ilan edip kurgu yazabilirim.
Bu kadar "büyük ve önemli" bir eser gibi sunulmasaydı, bu kadar bunalmış halde olmasaydım okur muydum, bitirmeye uğraşır mıydım? Sanmıyorum. Sıradan bir fantastik kitap. Yapacak başka bir şeyiniz yoksa, hikayede buraya kadar geldiyseniz okuyunuz derim. Yoksa... Eh. Gerek yok.
No puedo con Brandon Sanderson, esta trilogía de Nacidos de la Bruma me está haciendo CREYENTE. Qué arte y qué genialidad El Héroe de las Heras, me quedo sin palabras.